
Cuma, Mart 11
Yiğidin harman olduğu yer: İskoçya

Pazartesi, Şubat 7
Fancy a Pint? (*)
Türkiye'de bir içki tartışmasıdır gidiyor. Bende buradaki içki muhabbetlerine bir giriş yapayım dedim.Türkiye'da alkolizm tehlikesi var mı yok mu polemigine güzel bir yanıt, içki tüketme oranlarıyla verilmiş. İngiltere'nin (UK) kişi başına alkol tüketimi 11 litre, Türkiye'nin ki ise 1.5 litre. Yani Türkiye'deki ortalama birisinin 1 haftada içtiği içkiyi burada 1 günde içiyorlar. Tabi Türkiye'de ağzına içki sürmeyen kesimleri çıkarırsak, belki de bu oran biraz daha yaklaşabilir, bilemiyorum.
Buralarda içki tüketiminin yüksek olmasında herkesin iş çıkışı birbirini "fancy a pint?" diyerek gaza getirmesinin etkisi büyük. Publar genç ihtiyar herkes için tam bir sosyalleşme yeri. Her sokağın bir pubu var. Sinemada, tiyatroda, hatta stadyumda bira içmek serbest. Gerçi bir yandan, 18 yaşından küçüklere alkol satışını da çok sıkı kontrol ediyorlar.
Bugünkü yazımızda, sadece bira olayına değineceğim. Diğer içkiler başka bir yazıya kalsın.
Cumartesi, Kasım 6
Britanya'da post-içiş

Cumartesi, Eylül 18
Ne Papa'ymış Arkadaş!
Aşağıda Papa'nın Edinburgh Dükü tarafından karşılanmasını görüyürsunuz. Etekli muhafız alayına dikkat...
Daha sonra Kraliçe'yle birlikte kahvaltı yapmak üzere Holyrood Palace'a gitmiş. Onlar kahvaltısını yaparken biz de İngiltere ve İskoçya'daki insanların dine bakışlarını inceleyelim.
İngiltere (u.k)'nin yaklaşık %70'ı hristiyan, %15'i ateist, %3'ü müslüman. Gerçi başka bir araştırma'da Tanrı'ya ya da herhangi bir yaratıcıya inanıyor musunuz sorusuna, İngiltere'nin sadece %35'i inanıyorum demiş (ABD'de oran %80). Aynı şekilde kilise'ye düzenli giden insanların oranı 1990 yılına göre %35 düşmüş durumda. Belki de Papa'nın gelmesi Cumartesileri içip içip, Pazarları kiliseyi sallayan gençlerin kulağını çekmek içindir. Gerçi resmi olarak İngiltere, Vatikan'a değil İngiltere kilisesine (CoE- Church of England)'a bağlı.
Bu da başka bir soruyu doğuruyor? Nüfusun %70'i hristiyan ama ne kadarı Katolik? Wikipedia'ya göre toplam nüfusun ancak %9'u Katolik. Bu oran İskoçya'da daha yüksek: %16. Oranın yüksek olmasının sebebi, 19.yy'da İskoçya'ya göç eden İrlanda'lılar ve AB'ye üye olmalarıyla İskoçya'yı mesken belleyen Polonya'lılar. Katolik olmayan Hristiyanlar'da çoğunlukla Churh of Scotland'a bağlı (İngiltere'yle bu konuda bile ayrılıyorlar)
Katoliklik-Protestanlık konusu biraz hassas, çünkü Kuzey İrlanda sorununda bu din farkının da katalizörlüğü olmuş. Mesela 1900'un başlarında İrlanda'da katoliklerin oranı %74, Kuzey İrlanda'da (o bölgenin o zamanki adı ulster) protestanların oranı %56, 1991 yılında ise İrlanda'daki katoliklerin oranı %96'a fırlamış, ama Kuzay İrlanda'da protestanların oranı %62'de kalmış. Yani Kuzay İrlanda'nın oranları İngiltere ve İrlanda arasında kalmış durumda, belki de o yüzden hala sallantıda Kuzey İrlanda'nın durumu.
İskoçya'nın diğer din dağılımına bakarsak: Hristiyanlar %64, Ateistler %28, Müslümanlar %1 civarında. Tabi oranlar Hristiyanlar açısından pek içaçıcı değil ama onları asıl endişelendiren, dinin yaşlara göre dağılımı
Gençlerde bu oran %35-40 larda. Bilemiyorum bu yüksek oranlar gençlerde yeni çıkan bir trendin sonucu mu? (çöpçatatanlık sitelerinden 500.000 kişinin profilinden istatistik üreten OKTRENDS'e göre yolladığı mesaja cevap gelme olasılığı en yüksek olanlar profilinde ateist yazanlar, vaktiniz varsa bu siteye bir göz atın, çok ilginç, komik bilgiler var)
Ya da yaş ilerledikçe ateist oranının düşmesinin nedeni, ulan şimdi Cehennem filan vardır, gider ayak sakata gelmeyeyim, nasılsa yaşadığımı yaşadım yol yakınken tövbemi edeyim anlayışı mıdır bilemiycem.
Ateistliğin etnik kökene göre dağılımları da şaşırtıcı:
Ama bence en güzel protesto, üstünde Papa'nın resmi bulunan prezervatiflerden dağıtmak olmuş.
Sonra'da halka seslenmek için, aşağıdaki billboardları göre göre Glasgow'a doğru yola koyuldu. umarım aynı akvaryumlu arabasıyla gitmeye kalkışmamıştır.
Çarşamba, Mayıs 5
Gayda

Konu gaydadan açılmışken, anlatalım. Gayda (Bagpipe ya da pipe) İskoç müziğinin en vazgeçilmez enstrümanı. Mantık olarak bizdeki tuluma çok benziyo, yani en azından ikisi de koyun ölüsünden yapılıyor (İskoçya'da da küçükbaş hayvancılık çok yaygın). Farklılıklarına gelirsek (bilgiler için Ahmet'e teşekkürler);
- En büyük fark, Karadeniz tulumunda, ikili klavye var(yanyana iki delikli düdük, herbirinde 5 delik). Bu klavyelerdeki notalar aynı çalınırsa tek sesli müzik de yapılabiliyor.
- İskoç gaydasında ise tek klavye. Üstünde 7 delik, altında bir delik.
- Gaydada çok sesliliği farklı uzunluktaki üç çubuk sağlıyor. Bunların akorları da ayrı ayrı yapılıyor ve baya vakit alıyor.(Bi kere bi gayda dinletisindeki amca şöyle demişti; Gaydacılar konserin yarısında akor yapar, çeyreğinde güzel müzik dinlersiniz, son çeyreğinde de bozuk akora katlanmak zorunda kalırsınız.)
- Gaydaya genelde davul eşlik ediyor. (Bakınız aşağıdaki video)
Aşağıda ise Ediburgh'un meşhur bandosunun (military tattoo) sokaklardan geçişi var;
Tabii, Edinburgh baya turistik bir şehir. Böyle olunca da, sokak çalgıcıları da baya ekmek yiyor bu gayda işinden. Özellikle yazları, her taraftan ayrı bir gayda sesi yükseliyor. Genel olrak gayda çalan amcalar Şekil-1-a'daki gibi, efendi uslu, nizami giyinmiş amcalar. Ama arada Şekil-1-b'deki gibi has İskoçlar da çıkmıyor değil.
Sokakta çaldıkları bir günden video; (Videonun başları İskoç aksanı hakkında da fikir verecektir. Aslında bu da yazmak istediğim bir konu ama biraz karışık, bir türlü toparlayamadım.)
Salı, Mart 30
Yaklaşım farkları
Bu abimizin el emeği- göz nuru karın kaslarına Türkçe'de ne deriz? Tabi ki, baklava kasları...
Peki İngilizler ne diyor? Six-packs. Yani 6 li kutu bira kasları...
Sırf bu iki kelime bile iki kültür arasındaki farkları baya özetliyor aslında. Gerçi, biracılarda da baklavacılarda da bu kasları görmek zordur ya hadi bakalım...
Bu arada, bu yazıyı arakladığım blogu da seveceğinize eminim. Bu blogla paralel: Bir İngiliz'in Türkiye'ye yerleştikten sonra başından geçenleri, kültür farklarını anlattığı bir blog. Aşağıdaki resimden ulaşabilirsiniz.
Kokorec
Hamam
Cuma, Aralık 25
Fish & Chips ve Saz Arkadaşları
-Kusadasi Kebap
-Marmaris Kebap-Bodrum Kebap (evimize 3 dk)
Birbirleriyle alakaları yok ama Öz Gaziantep Kebap yerine hepsi de isim olarak daha medyatik yörelerimizi seçmişler. Neyse konuyu dağıtmayalım.
İskoçların açık ara en çok yedikleri fast food ürünü Fish &Chips (Kızarmış balık ve kızarmış patates).
Neyse konumuza dönelim, bizdeki tavuk dönerciler gibi içerde masa olmayan belki şanslıysanız birkaç tabure olan dükkanlarda insanlar sıraya girip, fish 'n chipslerini paket yaptırıp yaptırıp gidiyorlar. Yanına da içecek olarak kola değil lrn-Bru alıyolar. Irn-Bru dediğimiz şey bir nevi İskoçların kola-turkası (İskoçya'da icat edilmiş zaten). Turuncu renkli, baya şekerli, cafein de var içinde aslında inceden bildiğiniz enerji içeceği. Cocacola'dan çok tüketildiğini söylüyolar ki bence doğrudur. Kullanım alanları baya geniş. Fish & Chips'in yanında (bizdeki ayran), publarda irn-bru votka (bizdeki redbull vodka), evlerde sofralarda (bizdeki 2.5 lt lik kola), akşamdan kalmalarda gene Irn-bru (bizdeki turk kahvesi ya da alka-seltzer).Akşam beş bira içtikten sonra bu saydıklarımı yiyenler nasıl mı oluyor sonrasında? Aşağıdaki gibi oluyolar...(parmak arası terliklere dikkat, onu da başka yazımızda anlatırız)
Perşembe, Ekim 29
Sir William Wallace


William Wallace: And if this is your army, why does it go?
Veteran: We didn't come here to fight for them!
Young Soldier: Home! The English are too many!
William Wallace: Sons of Scotland! I am William Wallace.
Young Soldier: William Wallace is seven feet tall!
William Wallace: Yes, I've heard. Kills men by the hundreds. And if HE were here, he'd consume the English with fireballs from his eyes, and bolts of lightning from his arse.
[Scottish army laughs]
William Wallace: I *am* William Wallace! And I see a whole army of my countrymen, here in defiance of tyranny. You've come to fight as free men... and free men you are. What will you do with that freedom? Will you fight?
Veteran: Fight? Against that? No! We will run. And we will live.
William Wallace: Aye, fight and you may die. Run, and you'll live... at least a while. And dying in your beds, many years from now, would you be willin' to trade ALL the days, from this day to that, for one chance, just one chance, to come back here and tell our enemies that they may take our lives, but they'll never take... OUR FREEDOM!
[Scottish army cheers]
William Wallace: Alba gu bràth!
["Scotland forever!"]
Army: ALBA GU BRÀTH! ALBA GU BRÀTH! ALBA GU BRÀTH!
Pazar, Ekim 18
Scottish Breakfast - İskoç Kahvaltısı




Cuma, Ağustos 14
UK mi GB mi?
İlk önce Great Britain'den başlayalım. Great Britain asıl adanın içindeki 3 krallıkdan oluşuyor.
2-Wales (Galler) (Başkent: Cardiff)
3-Scotland (Başkent: Edinburgh (Edinbıraa))
İlk önce Wales'larla birleşmişler ve Britain adıyla anılmaya başlamışlar. Sonra İskoçya'da dahil olunca Great Britain'a değiştirmişler isimlerini. Tabii bu ingilizler diğer krallıkları özellikle de İskoçları zamanında iyice ezdiği için pek o milletlerin adı duyulmamış. Zaten şu anda da nüfüsun %84'ü İngiltere topraklarında yaşıyormuş.
Şimdi bir de İrlanda adası var o da eklenince işler biraz daha karışıyor. 1801 yılında İrlanda Great Britain'le birleşme kararı almış ve resmi isim "United Kingdom of Great Britain and Ireland" olarak değiştirilmiş. 1922'de ise İrlanda adasının güneyi bağımsızlığını almış, kuzeyi ise hala UK'ye bağlı. Ülkenin resmi ismi ise "United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland". Yani kısaca UK denilen yer de aşağıda,






















