
Benim bi lafım var: "Her Türk, İngiltere'lere gelende yerleşim yerleri telaffuzu sıkıntısını tadacaktır". Eğer uyarmazsak tabi. Bahsedelim ki yolu düşen bilsin, uyarmadılar demesin.
Tamam. İngilizce, kelimelerin telaffuzları yeni öğrenenler için zor bir dildir. Hele yeni karşılaşılan her bir kelimenin söylenişini ilk seferde bilmek her zaman kolay olmayabilir. İster turistik ister okumalık gelenlerin İngiliz-İskoç telaffuzunu anlaması apayrı bir zor iştir. Durum yer adlarındaki istisnalara gelince bombok bir iştir. Çünkü, karşınızdaki native speaker'ı jet gibi konuşurken her cümlesini dibinde anlayamazsınız. Ama cümledeki özneyi, yüklemi, zamanı, mekanı çekerek olayı çözersiniz. Gramerin önemi ikinci sıraya düşer, diksiyon ve retoriğin önemi sonsuza sağdan yaklaşır. Bazen, "allaam nolur, bu sefer anlayayım şunun dediğini" bile diyebilirsiniz. İşte cümlenin bu öğelerini kaçırmanız durumunda: Sorry?, Say Again? Could you please repeat that? What the fuck's that? gibi yapılar tekrar eder. Ee neytivin de bi sabrı var, içinden "senlen mi uğraşcam yarr..am" der, dışından never mind der geçer. Ex-manitayla ilk İskoç deneyimimizde araba kiralamayı başardık, geri bırakırken ise bize bişeyler soran görevlinin dediğini anlamadık, tekrar ettirdik. Gene anlamadık. O da yetmedi, birbirimize "anladın mı?" der gibi bakıp, sonra adama gene tekrar ettirdiğimizi, aynı şeyi 3-4 defa yaptıktan sonra pes ettiğimizi hatırlatırım. Meğersek, nası geçti türünden bişey dermiş. Lan ben senin...
İşte semantikteki inceliklerin hepsini Türkiye'de yalayıp yutmuş olsanız bile, mekan isimlerinin İngilizlerin kullandığı şekilde buraya gelmeden kimse bilmiyor. Bu başarısızlıkla ilgili benim iki tahminim var: bir, zaten bu isimler bizim ilgilendiğimiz büyük yerlerin isimlerinde genellikle sıkıntı yaratmıyor. London, Oxford, Cambridge, Manchester, Glasgow, vb. İkincisi, belki de biz daha orayı işlemeden ÖSS'ye veya bölüm derslerine geçiyoruz. Ee, bu yer isimlerinın sıkıntılı olanlarının telaffuzunu da öğrenmek hayat okuluna kalıyor.
