Cuma, Temmuz 31

Sarı Ceketliler


Herhalde bu İngilizlerin yada İskoçların milli kıyafeti nedir diye sorsalar, melon şapka ya da kilt yerine sarı ceket derim. Özellikle bisikletçiler, sarı ceketsiz yola çıkmıyolar. Hadi ilk geldiğimizde geceler uzundu, eyvallah dedik. Yaz geldi, hava 11 de anca kararıyor adamlar hala sarı ceketlerle sürüyolar bisikleti. Hadi cekete de tamam, fosforlu filan. Bi bisiklete lamba takıp bi de kaskına takmanın ne anlamı var?








İlk geldiğimizde, 2. el bisiklet ilanını görüp bi amcanın evine gittim. Pazarlığı yaptık aldım bisikleti. Adam baktı, ceketin nerede dedi? Dedim yok ceket. Ee lamba da mi yok? O da yok. Dedim yasak mı böyle sürmek? Yasak değilde tehlikeli dedi gitti içerden bi ceket getirdi al bunla sür diye. Zaten bi o gün giydim bi daha da giymedim.










Hadi diyelim, bisiklet nispeten tehlikeli(ki ayrı yolları var vs.) yolda gidiyor, sürücüler farketsin filan falan. Peki postacısından, süpermarket çalışanına kadar her çalışan niye giyer? Adrenalin eksikliğinizi tehlikeli bi iş yapıyor imajı yaratarak mı gideriyosunuz?

Perşembe, Temmuz 30

Oysa ki tabela dedigin....

Kesin donuse 5-6 ay kala misafir geldigim su bloga, memleket hasretiyle harmanlanmis bir yorum yazmak istiyorum nacizane:

Ozan'in bir sure onceki yorumlarindan da anladiginiz uzere Ingiltere-Iskocya ile cevre koy ve mezralardaki uyari levhalarin hedef kitlesinin ortalama IQ'su iki basamaklidir, gordukce insana "amanin amanin, ben kimlerle ayni oksijeni soluyorum ki bunu buraya asma geregi duymuslar" dedirtmektedir. Bu konuda hemfikiriz peki ama dort basi mamur, ornek bir uyari levhasi nasil olmalidir? Arzu ederseniz bu konuyu Turkiye'den orneklerle irdeleyelim:
Bu tabelamizda belediye, "ibret-i alem" dedigimiz yolla halka ulasiyor ve "cis, oynama cocugum oranla buranla" diyor. Halk egitiminde bir asama bu evet.
Ingiltere'de CCTV manyakliginin ulastigi nokta malumunuz, yapilan son arastrimalara gore ortalama bir vatandas siradan bir gunde en asagi 40 tane kameranin belleginde yer ediyor. Iste bu yukaridaki fotografta da CCTV toplumunun evrimindeki bir onceki asamayi goruyor, sonumuz Ingilizlere benzemesin diyoruz.
Ve iste bu da kisisel favorim. Ben boyle bir uyariyi, aksam 6dan sonra park ve bahcelere kilit vuran adalar cografyasinda bile gormedim. Bu arada tabeladaki cinsiyet ayrimciligina da dikkati cekerim.

Bu arada bu park kapatma olayi saka degil, gercek: burada sehrin icindeki parklarin (hani o meshur Hyde Park, Green Park vs.) etraflari citle cevrilmis ve belli bir saatten sonra kapilari kapatiliyor. Bunu yaparken iceride insan var mi, disari cikabilecekler mi, yagmurda kalir usutur hasta olurlar mi diye dusunmediklerinden uyari da yapmiyorlar. Citten atlayip, kapiyi kanirtip artik nasil oursa bir sekilde kendi imkanlarinizla cikmaniz gerekiyor. Zor yuruyen tonton teyzeler, amcalar felan hafazanallah uyuyakalirsa nasil cikiyorlar disari, parkta mi sabahliyorlar, nasil oluyor da oluyor cozebilmis degilim. Zaten ben bu uygulamanin hicbir asamasini anlayabilmis degilim. Ilginc memleketler buralar azizim.

Çarşamba, Temmuz 29

Hava

Havadan sudan demişken, havayı da es geçmemek lazım. Yani suyunu güzel, etrafını yeşil, hayatını çekilmez yapan şey. İngiltere'nin havası boktanlığıyla meşhur ya, Edinburgh ve İskoçya ondan da beter. Sebebi de, fî tarihinde öğrendiğimiz Gulf Stream sıcaksu akıntısının epey kuzeyde kalmış bu mevkiyi çarpa çarpa ısıtmasıymış. Kanada ve Moskova ile aynı enlemde olmasına rağmen ılıman olması da bu yüzden sanırım.
(Ahanda size BBC'den alınma bi kanıt...)


Yaz mevsiminin kıştan farkı zaman zaman 2-3 derece daha sıcak yaşanması. Tabi, 20 dereceyi aşan sıcaklıkların da ayda bir gün belki yaşanabilmesi. Millet bokunda boncuk bulmuş gibi seviniyor. Kendini hemen bi sokaklara atmalar. Bazıları 'görmemişin şeyi olmuş' hesabı mayoyla, bikiniyle dolanıyor. Evet, bunlar oluyor.

Pazartesi, Temmuz 27

Su

Madem muslukları anlattık. Suyu da anlatalım. Edinburgh'un suyu çok yumuşak, kireçsiz, klorsüz. Ne calgon kullanıyoruz, ne çaydanlıklarımız kireçleniyor. Zaten, İskoçlara göre viskilerinin güzel olmasının önemli bir nedeni, güzel suları.
Mesela, bi lokantada yemek yerken su istediniz hemen musluktan doldurup veriyorlar, ohh mis gibi hem de beleş. Türkiye'de yasaklandıydı güya Avrupa Birliği uyum yasası filan diye, hikayeymiş o iş de herhalde. Bir yandan da, Ankara'nın musluk suyu içilecek gibi değil ya, arsenikdi, sülfürdü. Gerçi beterin de beteri varmış onu da öğrendik geçen günlerde...
(Devamı için resme tıklayın...)

Musluk

Biraz da evlerin içindeki saçmalıklardan bahsedelim. Bence en saçması, muslukları. Aşağıda banyomuzdaki lavaboyu ve küveti görüyorsunuz.


Gördüğünüz gibi, sıcak ve soğuk su muslukları ayrı ayrı. Ve bu neredeyse her evde bu şekilde.
Çok işim olmuyor ama, sabah yüzünüzü ılık suyla yıkayamazsınız. Ya buz gibi suyla yıkayacaksınız(sularımız baya soğuk) ya da kaynar suyla.
İngilizler ise, lavaboyu istediği sıcaklıkta doldurup lavabodaki suyla yıkıyorlar. Hayır arkadaş, sen gene tek musluk koy, isteyen ılıştırsın isteyen lavaboyu doldursun. Ama yok biz İngiliziz her şeyimiz farklı olacak bizim.

Cumartesi, Temmuz 25

Tabelalar

Iskoçya'da dahil İngiltere'nin geneli tam bir tabela ve uyarı cenneti. Millet mal olduğu için mi, yazıyı okumadan etraflarında olanı kavrayamadıkları için mi bu kadar tabela koyuyolar. Yoksa saçma sapan gerekçelerle dava açıp, gerekli uyarı olmadığı için tazminat alarak geçinen bir kitleyle mücadele etmek için mi anlamadım.
Kaldırımda çalışma varsa ilerdeki kaldırım kapalıdır diye tabela asılır mı? Hadi arabalar için anladık da yaya çok hızlı gelip bariyerlere mi çarpacak?
Aşağıda evden işe giderken karşılaştığım tabelaları derledim. En aşağıdaki kapıdaki yazıyı, odama gidene kadar 9 defa görmek zorunda kalıyorum.








Perşembe, Temmuz 23

Otobüsler -2

Madem, otobüslerin dışını anlattık. İçini de anlatalım. Tahmin edebileceğiniz gibi otobüslerin içi kamerayla dolu. 2-3 tane de değil her otobüs de 8 tane kamera var.


Kameraların amaçları da belirtilmiş;
  • Suçu tespit etmek ve araştırmak
  • Anti-sosyal davranışları önlemek. (Antisosyal davranış size verilen selamı almamak, şöföre teşekkür ederim dememek, yaşlı ve gazilere yer vermemek vs. :) )
  • Saldırganları tespit edip, tutuklattırmak
  • Yolcu ve şöför güvenliği
  • Otobüsdeki davranışları ve olayları tespit etmek(kim kimi kesmiş, kim şu kız bu durakta iniyor bende ineyim bari demiş)
  • Fason biletleri ve tarihi geçmiş pasoları tespit etmek
  • Fasoncuları yakalamak(But, we've interrail ticket.)
Tabi bu tabelayı ilk okuduğumuzda gerildik biraz, herhalde baya kavga patırtı çıkıyor otobüslerdeki bu kadar tabela asmışlar, kamera koymuşlar filan. Alakası var mı? Yok. Ne kimse kimseye karışıyor, ne bir tartışma gördüm. Arada bir viskiyi çok kaçırmış kırmızı burunlu amcalar biniyor. Onlar da zaten kendi kendilerine konuşup, gülüp sızıyolar.
Başka bir komik tabela'da şöförün arkasındaki bu yazı.(Kameralara dikkat)

Personelimiz dayak yeme korkusu olmadan çalışma hakkına sahiptir.

Aşağıdaki haberleri hatırlıyorum da; Türkiye'de de benzer bir tabelayı yolcular için asmak gerekecek galiba.

Dayak-1
Dayak-2
Dayak-3

Otobüsler -1


Edinburgh cok büyük bir şehir olmamasından dolayı(nüfus:~500.000) metrosu, banliyosu yok. Dolmuş da olmadığı için tek toplutaşıma aracı otobüs. Otobüsler Lothian Busses denen bir firma tarafından işletiliyor. Yaşadığım şehrin otobüsü diye söylemiyorum, baya memnunum. Zaten, Avrupa'nın en iyi şehiriçi otobüsü zart zurt ödülünü almışlar bir kaç kere.
Otobüsler 1.2£,(~3tl) ama ilginç olan otobüs kartı ya da akbil gibi bir teknoloji yok. Binerken şöförün önündeki bozuk para makinasına para atıyorsunuz. Ama para üstü alamıyorsunuz. Bir kenarda biraz bozukluk tutmakta fayda var. Otobüs fiyatı biraz pahalı ama güzel bir olay 3£'a tüm gün sınırsız seyahet edebileceğiniz bilet alabiliyorsunuz. Şehir'de dolaşmak için baya faydalı. Ya da 40£'a aylık sınırsız bilet. Otobüsler baya koordineli çalışıyor. Bunu da sanırım hepsinin GPS'li sistemle kontrol edilmesi sağlıyor.
Zaten çoğu durakda da otobüslerin kaç dakika içinde geleceğini gösteren ekranlar var (Yarım saatte bir gelen Sincan/Fatih otobüslerini beklerken vallahi benim aklıma gelmişti). Yok daha da tembelseniz, hiç durağa da çıkmayım diyorsanız, mesela bizim evin oradaki durağın otobüslerini şu linkden görebiliyorsunuz.
Otobüse kaç dakka var?

Pazartesi, Temmuz 20

Her şeyin hazırı var.

Türkiye'deki reklamların saçma olduğunu düşünüyorsanız bir de Dingiltere'deki reklamları izlemelisiniz. Hele, yeni bir reklam var ki akıllara zarar. Gerçi ürün mü daha saçma, reklamı mı daha saçma ben işin içinden çıkamadım.
Ürünümüz şöyle birşey;


Bir noodle çeşidi. Noodle nasıl bir şeydir derseniz; makarnalı hazır çorba derim. Gerçi hiç denemedim ama sağolsun Çinli ofis arkadaşım iki günde bir yiyor. Kaynar suyu kabının içine boşaltıyorsunuz, iki dakika bekleyip hüpürdetmeye başlıyorsunuz. Değişik değişik aromalı olanları var zaten bu modeli de doner kebap aromalı. Bir bu aroması eksikmiş onu da yapmışlar. Elinizde böyle saçma bir ürün varsa nasıl tanıtırsınız, işte böyle;


Pot Noodle Advert - Doner Kebab Version

Sözü gene kaptana bırakmadan edemiyorum.



Bu arada youtube açamayanlarınız varsa aynı videoyaya burdan da ulaşabilirsiniz ama zamanı kendiniz ayarlarsınız.(05 dk. 34s ya da baştan izleyin özlediyseniz)


Erkan Can Gemide Part 1

Pazar, Temmuz 19

Ortalama hız kameraları

Birkaç kere gezmek veya iş amaçlı araba kiraladık. Sandığımın ve sanılanın aksine yolun sol tarafından gitmeye alışmak o kadar da zor olmadı. Zaten, yollarda o kadar tabela ve yazı (asfaltın üstünde) var ki, hata yapmanız pek de mümkün değil.


En çok zorlayan konulardan biri, sol elle vites değiştirmeye alışmaktı. Tabi alışana kadar da sağ elimizle değiştirmeye yeltenip, kapıya çarpıp durdum. Bir diğer konu da, arabayı şeritte tutmak için hep sol taraftaki şeridi takip etme alışkanlığından kurtulamamaktı. Burada sol şerit sürücü tarafında bulunmadığı için sol şeridi tam görmek mümkün olmuyor ve farketmeden aracı sürekli sola çektiriyorsunuz.

Ama bunların hiçbiri yoldaki hız kameraları kadar stres yaratmıyor. Sehirlerarası yollarda yaklaşık 10 km'de, şehir içinde işe neredeyse her caddede görmek mümkün. Tabelaları takip etmekten, acaba hızlı mı gidiyorum diye kadrana bakmaktan, araba sürmek eziyet haline geliyor.

Bu sabit radarlar uzun yıllardan beri kullanılıyor ve flaşını patlatırsa tebrikler cezanız yola çıkmış demektir. Gayet basit değil mi? Asıl bir de bunların yeni versiyonları var ki, kendime vallahi benim aklıma gelmişti demekten alamadım(Ertan, kurti bilir).
'Average speed cameras' denilen bu sinsi aletler, A noktasından geçerken plakanızı tespit ediyor. A noktasından diyelim 90 km ileride başka bir kamera da ne kadar sürede geldiğinizi hesaplıyor. Eğer 1 saatten önce geçtiyseniz, gene tebrikler. Tabi bu bilginin sadece hız kontrolü için kullanıldığını düşünmek saflık olur. Hangi araç, hangi noktadan saat kaçta geçmiş, nereye gidiyormuş, vs. vs. isteyenin kullanabileceği şahane bir veri bankası. Kameralar ülkesine hoş geldiniz.
Şimdi de aklıma benzer sistemin Istanbul-Ankara yolunda olduğu geldi. Abi, bas bas nasıl olsa Bolu'da mola veririz, şöyle bi çay içeriz, o sırada süre geçiririz biraz. İleride kameralar var, şu iki kamyonun arasına gireyim de plakayı okuyamazsın. Ya da plakayı çamur yapayım, OGS'den de yırtarım güzel olur...

Perşembe, Temmuz 16

Glenfiddich - Kaptanin viskisi

Efendim, madem blogumuz adini kaptanin viskisi koyduk. Ilk yazimizi da onun serefine yapalim. Tabi bilenler biliyodur ama bilmeyenler icin (dk. 6:35);




-Ne diyo bu Kamil?
-Viski istiyor belki de. Kizim o kaptanin viskisi kimse icemez...
-Veririz, veririz...

Ali'ye, Kamil'e ve boksore koklatmayip kiza ikram ettigi viskinin adi Glenfiddich. Iskocya'nin en taninmis viskilerinden. Anlami da Geyikler vadisi demek. (Gerci bazilari bu kelimenin kokeninin Iskocya degil Galler kokenli oldugunu soyluyomus ama bu meselelere baska yazida gireriz).
Zaten ambleminde de geyik var. Serdar akar bu viski ismini gemideki geyiklere ithafen ozel olarak mi secmis, yoksa Erkan Can'in sevdigi bir viski mi bilemiyorum.



Glefiddich, 1887'den beri Iskocya'nin baya kuzeyinde aha da burda uretiliyor;


View Larger Map

Cogu iskoc viskisi gibi en cok ovundukleri seyler,bakir imbiklerinin eskiligi ve uretimlerindeki geleneksel yontem. Bu acidan, cok da modern olduklari soylenemez (olmasinlar zaten). Iskoc viskilerinin tadina ve yapilis yontemlerini filan sonra anlatiriz.