Cuma, Mayıs 28

Med-Cezir

Coğrafya derslerinde öğretmişlerdi, işte ayın çekim gücüyle denizler alçalır yükselir, buna da gelgit denir diye. Tabi bozkırda büyüdüğümüzden hiçbir zaman kafamda canlanmamıştır.  Gerçi deniz kıyısında da olsak Türkiye için ortalama gelgit farkı 30 cm civarında, farketmesi biraz zor olacaktı. Ama gelgit seviyesi ekvatordan uzaklaştukça baya bir artıyor. Zaten buraya gelmemize de bu gel-git akıntılarından enerji üretmeyle ilgili bir proje vesile olmuştu.


Edinburgh civarında da gelgit olayı baya etkili, deniz 6 metre kadar alçalıp yükseliyor. Özellikle Cramond Adası denilen bi yerde gelgiti izlemek baya zevkli. Ada'nın üstünde 2.Dünya Savaşı'ndan kalma kışlalar, kuleler,bataryalar var. Beton direkleri de Almanlar arkamızdan dolanmasın diye dikmişler, Bizans'ın Haliç'i zincirlemesi gibi.

Deniz yüksekken adalığı geçerli ama sular çekilince Hz. Musa sopasıyla değmiş gibi sular yarılıyor ve adaya bir yol açılıyor.

Gelgitler arasındaki zaman ortalama 5-6 saat. Gitmeden önce saatleri kontrol etmeyen, ya da adayı gezerken bir yandan deniz seviyesini kollamayıp adada mahsur kalan hıyarlar da olmuyor değil, onları da sahil güvenlik toplayıp merkeze götürüyor.

Hıyar demişken, geçenlerde ilk kez gördüğüm bir yaratıkdan bahsedeyim. İngilizcesi "Razor Clam". Türkçesi'de Deniz Çakısı ya da Sülüne diye geçiyor. Türkiye'de var mı yok mu, nasıl yakalanır bilmiyorum ama burda deniz çekilince yakalaması çok kolaylaşıyor. Tek ihtiyacınız olan bolca tuz. Çekilen sularda hayvanın deliğini buldular mı, içine tuzu boca ediyorlar. Hayvan tabi can havliyle ne oluyor lan diye fırlıyor deliğinden. Sonrası malum. Görüntüsü pek iyi değil ama tadı güzel diyolar.

Her hıyarım diyene tuzla koşmamak lazım aslında ama videodan göreceğiniz gibi tuz yöntemi baya etkili.




Bu gelgitden denizciler de nasibini alıyor. Rahat rahat kıyıya yanaşayım istediğim zaman açılayım yok, gelgit zamanlarına göre ayarlıycanız tüm işlerinizi. Yoksa ya karada tıkılı kalırsınız ya da daha kötüsü kıyıya yanaşamazsınız. Teknelerin nerdeyse hepsinin çift salması(en altındaki yüzgeç gibi kısım) var. Böylelikle sular çekildiğinde, yan yatıp devrilmiyolar.


Pazartesi, Mayıs 10

Darwin

Herhalde Darwin'in evrim teorisinin okullarda doğru dürüst öğretildiği ender ülkelerden biri İngiltere'dir.  Bunda İngilizlerin dinle pek alakalı olmamalarının etkisi vardır elbet.

İngiltere'dekilerin çoğu protestan, protestanların çoğunun da kiliseyle alakası yok. Belki daha önceden görmüşsünüzdür,  metrolara ve otobüslere şöyle ilanlar verilmişti geçen yıl.



Tekrar konumuza dönersek, İngiltere'de Charles Darwin oldukça seviliyor. Tabii bunda adamın İngiliz olmasının da etkisi vardır, ama sevmek ayrı şey adamın resmini paraya basmak ayrı şey. Vallahi bravo...

Çarşamba, Mayıs 5

Gayda



Konu gaydadan açılmışken, anlatalım. Gayda (Bagpipe ya da pipe) İskoç müziğinin en vazgeçilmez enstrümanı. Mantık olarak bizdeki tuluma çok benziyo, yani en azından ikisi de koyun ölüsünden yapılıyor (İskoçya'da da küçükbaş hayvancılık çok yaygın). Farklılıklarına gelirsek (bilgiler için Ahmet'e teşekkürler);

  • En büyük fark, Karadeniz tulumunda, ikili klavye var(yanyana iki delikli düdük, herbirinde 5 delik). Bu klavyelerdeki notalar aynı çalınırsa tek sesli müzik de yapılabiliyor.
  • İskoç gaydasında ise tek klavye. Üstünde 7 delik, altında bir delik.
  • Gaydada çok sesliliği farklı uzunluktaki üç çubuk sağlıyor. Bunların akorları da ayrı ayrı yapılıyor ve baya vakit alıyor.(Bi kere bi gayda dinletisindeki amca şöyle demişti;  Gaydacılar konserin yarısında akor yapar, çeyreğinde güzel müzik dinlersiniz, son çeyreğinde de bozuk akora katlanmak zorunda kalırsınız.)
  • Gaydaya genelde davul eşlik ediyor. (Bakınız aşağıdaki video)



Aşağıda ise Ediburgh'un meşhur bandosunun (military tattoo) sokaklardan geçişi var;



Tabii, Edinburgh baya turistik bir şehir. Böyle olunca da, sokak çalgıcıları da baya ekmek yiyor bu gayda işinden. Özellikle yazları, her taraftan ayrı bir gayda sesi yükseliyor. Genel olrak gayda çalan amcalar Şekil-1-a'daki gibi, efendi uslu, nizami giyinmiş amcalar. Ama arada Şekil-1-b'deki gibi has İskoçlar da çıkmıyor değil.


Şekil -1-a - Efendi Gaydacılar                                Sekil-1-b- Serseri Gaydacılar 

Bu serseri amcaların grubunun adı; Clanadonia. Davullarla şaklabanlıklar yapan, bir  tane de gaydacıları olan(resimde çıkmamış) bir grup. Albümlerini almıştık geçen sene. Müzükleri gayet güzel ama aralıksız iki saatten fazla dinleyince, gayda kafası diye tanımlıyacağım benzersiz bir etki yapıyor ki, başka hiçbir şeyde yok.

Sokakta çaldıkları bir günden video; (Videonun başları İskoç aksanı hakkında da fikir verecektir. Aslında bu da yazmak istediğim bir konu ama biraz karışık, bir türlü toparlayamadım.)



Çok videolu bir yazı oldu ama, gaydayı hep davulla birlikte çalıyorlar sanmayın diye bi de aşağıdaki örneği vereyim. Rock-Gayda. Gerçi bu Celtic gaydasıymış ya olsun. Bence çok yakışmış gitarın yanına.

Pazar, Mayıs 2

İskoçya'da 1 Mayıs

Bu sene de 1 Mayıs'ı kutlamak Edinburgh'da nasip oldu. Gerçi bazı akıllılar bahar bayramı diyor ama şansımıza güzel giden havalar 1 Mayıs'ta bozuverdi bize de montları bereleri giymek düştü.
Kortejde taş çatlasa 500 kişi vardı (Edinburgh'un nüfüsu 400bin). Bu 500 kişinin de 50 kişisi önden yürüyen bandoculardı. Onlar sayesinde yürüyüş baya eğlenceli geçti. Ama 1 Mayıs'la ilgili ne bir parça ne bir marş çalmadılar, anca İskoç müziği anca gayda.



Aşağıda orkestramız, kadınlar da var ama kiyafetler tek tip...



İskoçya'da solcu partiler İşçi Parti'sini (İktidardaki Gordon Brown'un partisi) saymazsak -ki saymak zaten pek mantıklı olmaz- Socialist Worker's Party ve Scottish Socialist Parti, bir de Komünist Parti varmış. Ama hepsi de çok zayıflar 1 milletvekili ya çıkarıyorlar ya da çıkaramıyorlar.




Beni şaşırtan şey, nerdeyse hiçbir sendikanın yürüyüşe katılmamasıydı. Aslında burdaki sendikalar oldukça güçlü (En son British Airways'in çalışanlarının grevleri şirketi geri adım atmaya zorlamıştı). Belki de bizdeki gibi toplanıp Glasgow'a, Londra'ya gitmişlerdir, bilemiyorum.

Malesef, gençlerin katılımı da yok denecek düzeydeydi. Tabi belki de bu sene 1 Mayıs'ın Cumartesi'ne gelmesi de etkili olmuş olabilir. Cuma akşamı pubda, clubda takılan gençlerin sabah erkenden kalkıp gelmelerini beklemek haksızlık olur.

Yürüyüş ilerledikçe, Scottish Socialist Parti'nin pankartını yaşıyan amcalar yoruldu, bana sordular taşır mısın diye, ben de sevaptır dedim yardım ettim. 



Bu sevimli kız da bizden sonra yürüyüşün en genciydi büyük ihtimal.



Ve İskoçya'daki gençlerin en büyük sorunları için taşıdıkları pankart. Aferin, bravo!