Cuma, Aralık 25

Fish & Chips ve Saz Arkadaşları

Türkiye'de döner yiyip ayran içiyoruz, İngiltere'de de hamburger yiyip kola içiyorlar. Bugün bu önyargıyı yıkmaya çalışacağız en azından İskoçya için. Tamam doğru hamburger de yiyorlar ama yenilen hamburger sayısının döner veya kebapdan çok olduğunu sanmıyorum. Kebapçılar ya Türk ya da Ürdünlü. Bize yakın 3 kebapçı;
   -Kusadasi Kebap
   -Marmaris Kebap
   -Bodrum Kebap (evimize 3 dk)
Birbirleriyle alakaları yok ama Öz Gaziantep Kebap yerine hepsi de isim olarak daha medyatik yörelerimizi seçmişler. Neyse konuyu dağıtmayalım.
İskoçların açık ara en çok yedikleri fast food ürünü Fish &Chips (Kızarmış balık ve kızarmış patates).






Patates bildiğimiz fizik kantini patatesi. Balıkl olarak da ya Cod (sözlükte morina balığı diyor, bilmem anlamlı mı) ya da Haddock (buna da mezgit demiş ama bildiğimiz mezgitin baya iricesi) kullanılıyor.  Bu arada bir şeye değinmeden geçemiyeceğim. Hatırlayanlarınız kesin çıkar; Tenten'deki yılların asabi Kaptan Haddock'u da bildiğimiz, Kaptan Mezgit'miş. Ee benim de ismimi mezgit koysalar, bende asabiyet yapar kendimi içkiye verirdim.


Neyse konumuza dönelim, bizdeki tavuk dönerciler gibi içerde masa olmayan belki şanslıysanız birkaç tabure olan dükkanlarda insanlar sıraya girip, fish 'n chipslerini paket yaptırıp yaptırıp gidiyorlar. Yanına da içecek olarak kola değil lrn-Bru alıyolar.  Irn-Bru dediğimiz şey bir nevi İskoçların kola-turkası (İskoçya'da icat edilmiş zaten). Turuncu renkli, baya şekerli, cafein de var içinde aslında inceden bildiğiniz enerji içeceği. Cocacola'dan çok tüketildiğini söylüyolar ki bence doğrudur. Kullanım alanları baya geniş. Fish & Chips'in yanında (bizdeki ayran), publarda irn-bru votka (bizdeki redbull vodka), evlerde sofralarda (bizdeki 2.5 lt lik kola), akşamdan kalmalarda gene Irn-bru (bizdeki turk kahvesi ya da alka-seltzer).






Tabi bu saydıklarımın üstüne de tatlı olarak da künefe, baklava yiyecek değiller ya. Gene bir İskoç icadı olan tatlılarının adı; "Deep fried mars bar" aslında ismi olayı anlatıyor ama anlamakta zorlanmakta haklısınız çünkü pek akıl-mantık işi değil. Mars çikolatası bi ara Türkiye'de de satılıyodu hala var mı bilmiyorum, Albeni, metro kıvamında bir şey. Bunun dondurulmuşunu alıp yağda iyice kızartıyolar ( belki de az önce balık kızartıkları aynı yağda). Sonra onu da sıcağı sıcağına mideye indiriyolar.



Akşam beş bira içtikten sonra bu saydıklarımı yiyenler nasıl mı oluyor sonrasında? Aşağıdaki gibi oluyolar...(parmak arası terliklere dikkat, onu da başka yazımızda anlatırız)





Pazartesi, Aralık 21

Ingiltere'de kar ve aksayan Noel coskusu

Burasi malumunuz uzere yagmuruyla meshur, nadiren kar goren bir memleket. Ankara'da (en azindan ben kucukken) bir yagdi mi 2 ay yerden kalkmayan kar, buraya senede bir ya ugruyor ya ugramiyor. Yaklasik 20 senedir Londra'nin gordugu en siddetli kar yagisini, gecen sene bu vakitlerde cektigim su asagidaki fotograftan gorebilirsiniz.
Sonucta her memleketin kendine ozgu iklim sartlari var. Her yorenin insaninin, her turlu hava ve yol kosuluna uyum saglamasini beklemiyorum ama inanin, Ingiliz'in karla imtihani, Istanbul'lunun yagmusla imtihanindan bile beter gecti. Artik hoca mi takiyor, kafalari mi almiyor bilmiyorum ama 2 senedir kar atistirmaya baslarkenden basiretleri baglaniyor. Gecen sene yukarida gorulen, toplam 4 gun suren kar yagisi sonucu ucaklar kalkamamis, trenler ertelenmis, okullar (universiteler dahil - yupppiiii) tatil edilmis, kamu kurum ve kuruluslari kakalak gibi kalmis ve hatta metro hattinin bile bir kismi kapatilmisti.

Londra'miz, Dingiltere'miz bu sene de, cok cok daha az bir kar yagisina ragmen benzer bir travma yasiyor. Daha da beteri bu travmayi bascavusun esseginin bile yellenmek suretiyle magazin gundemine oturabilecegi bir donem olan Noel vakti yasiyor. Burada Noel, bizdeki bayrama denk geliyor ve temelde olay bir aile bulusmasi, toplu yemekler, bayram coskusu, sevgi seli ve 2 ay suren bir alisveris cilginligi seklinde gerceklesiyor. Okullar, is yerleri, "biz bir aileyiz" temali bilimum muesseseler birkac hafta oncesinden partiler duzenliyorlar. Yalniz yetiskinlige adim atmis cogu kisi ailesiyle Noel'den Noel'e gorustugu icin oyle Turkiye'deki gibi bayramda sicak denizlere inmeye calisan pek olmuyor. Noel'de aile bulusmasina gidememek belki de butun bir yil boyunca basiniza gelecek en kotu sey olarak dusunuluyor. Noel'de tatil vermeyen is yeri bile yok. O kadar ki Noel sabahi toplu tasima bile duruyor ki Noel kahvaltisi sekteye ugramasin, cocuklar da hediyelerini acabilsinler. Gurbetciler genelde bu gunleri memleketlileriyle toplanip raki icip, mandalina yiyip, yok efendim iste DVD izleyerek, bildiginiz sayim gunu havasinda geciriyorlar.

Ve sene 2009, tam da bu Noel cilginligi haftasinda, tam da tatil baslarken kar yagacagi tutuyor. 3 gundur Avrupa'ya yapilan Eurostar tren seferleri iptal ediliyor ve 10binlerce kisi tren garlarinda beklesiyor. Hatta Mans tunelinde butun gece trenin icinde mahsur kalanlar bile olmus diyor Ingiliz tabloidleri ama medyanin ipiyle kuyuya inmek konusunda karari size birakiyorum. Kisacasi hayat felc, zemin cinnete musait. Simdi gozunuzu kapayin ve tum bunlara neden olabilecek bir kar yagisi hayal edin. Sonra, asagidaki "hava muhalefetine maruz kalmis Eurostar" resmine bir bakin:


Ingiltere'de maksimum kar kalinligi 15 santimetre, en azindan Londra'da bir kar bir yagmur derken hava sinir bozucu bir hal almissa, ayaklar azicik kayiyorsa da "zemin goruluyor". Ve hayat durdu duracak.

Bu noktada yorum bile yapmiyorum, ama ada halkini topluca bir kis Dogu Anadolu'ya surup olacaklari izleme fantazisi de kurmuyor degilim.

Cumartesi, Aralık 12

Chanel No5 Paris

Efendim, televizyonlarda son zamanlarda bir reklam baya sıkça gösteriliyor; Chanel No5 Parfüm reklamı. Reklam Orient Ekspress'in Fransa'dan kalkmasıyla başlıyor, İstanbul'da romantik bir adalar turuyla devam edip, Haydarpaşa garında, başrol oyuncularının kavuşmasıyla bitiyor. Reklam sürekli yayınlandığı için her izleyişte bir saçmalık çarpıyor gözüme. Buyrun bir de siz izleyin... (Başları biraz gereksiz uzun, olmadı geçin)



Bilmiyorum ben mi haberlerde kaçırdım ama Marmaray daha bitmedi herhalde. Ama Orient ekspress Sirkeci'den hızlıca kaptırıp, doğrudan Haydarpaşa'da indiriyor yolcuları.
Sonra ablamız "Ahanda son vapuru kaçırdım, şimdi dolmuş, otobüs çekilir mi be?" koşusu yapıp sonra soluğu Kapalıçarşı'da alıyor. Ee ablacım Sirkeci'de ineydin ya daha rahat geçerdin ordan.

Neyse ondan sonra, adalar turuna çıkıyor. Öyle tahmin ettim ama başka yer de olabilir zira dönüp baktığında köprülerden birini görüyor. En son tekrar trene yetişmek için giderken, Haydarpaşa tekrar görünüyor, ama tren normalde gelmesi gereken istikamete 90 derece yandan; Üsküdar Harem Sahil yolundan geliyor. Reklam AKP propagandası gibi zaten; Marmaray bitmiş, Haydarpaşa limanı ıslah edilmiş bir de arkaya Sultanahmet camiinin aynısından yapılmış.

En son da normal de milletin bilet kaldı-kalmadı, tren rötar yaptı-yapmadı kavgaları yaptığı, vapurdan inen kalabalığın treni yakalamak için koşturduğu gişelerin orası da aşk yuvasına çevrilmiş ya vallahi bravo. Neymiş, reklamlarda gördüklerimize inanmıycakmışız.

Not: Orient ekspress hakkında bilgi almak için şu siteye girebilirsiniz;
http://www.seat61.com/OrientExpress.htm

Ancak, kaderin cilvesi ki, 125 yıldır hizmette olan bu tren hattı blogu yazdığım bugün itibarıyla (12 Aralık 2009) seferden kaldırılmış. O değilde adamlar, hattan kalkan trenin bile ekmeğini yiyolar ya ne diyim...

Not2: Bu arada parfümün 100 ml'sinin Türkiye satış fiyatı 350 TL civarı. Sahte parfümden şaşmamak lazım.