Birkaç kere gezmek veya iş amaçlı araba kiraladık. Sandığımın ve sanılanın aksine yolun sol tarafından gitmeye alışmak o kadar da zor olmadı. Zaten, yollarda o kadar tabela ve yazı (asfaltın üstünde) var ki, hata yapmanız pek de mümkün değil.

En çok zorlayan konulardan biri, sol elle vites değiştirmeye alışmaktı. Tabi alışana kadar da sağ elimizle değiştirmeye yeltenip, kapıya çarpıp durdum. Bir diğer konu da, arabayı şeritte tutmak için hep sol taraftaki şeridi takip etme alışkanlığından kurtulamamaktı. Burada sol şerit sürücü tarafında bulunmadığı için sol şeridi tam görmek mümkün olmuyor ve farketmeden aracı sürekli sola çektiriyorsunuz.
Ama bunların hiçbiri yoldaki hız kameraları kadar stres yaratmıyor. Sehirlerarası yollarda yaklaşık 10 km'de, şehir içinde işe neredeyse her caddede görmek mümkün. Tabelaları takip etmekten, acaba hızlı mı gidiyorum diye kadrana bakmaktan, araba sürmek eziyet haline geliyor.

Bu sabit radarlar uzun yıllardan beri kullanılıyor ve flaşını patlatırsa tebrikler cezanız yola çıkmış demektir. Gayet basit değil mi? Asıl bir de bunların yeni versiyonları var ki, kendime vallahi benim aklıma gelmişti demekten alamadım(Ertan, kurti bilir).

'Average speed cameras' denilen bu sinsi aletler, A noktasından geçerken plakanızı tespit ediyor. A noktasından diyelim 90 km ileride başka bir kamera da ne kadar sürede geldiğinizi hesaplıyor. Eğer 1 saatten önce geçtiyseniz, gene tebrikler. Tabi bu bilginin sadece hız kontrolü için kullanıldığını düşünmek saflık olur. Hangi araç, hangi noktadan saat kaçta geçmiş, nereye gidiyormuş, vs. vs. isteyenin kullanabileceği şahane bir veri bankası. Kameralar ülkesine hoş geldiniz.
Şimdi de aklıma benzer sistemin Istanbul-Ankara yolunda olduğu geldi. Abi, bas bas nasıl olsa Bolu'da mola veririz, şöyle bi çay içeriz, o sırada süre geçiririz biraz. İleride kameralar var, şu iki kamyonun arasına gireyim de plakayı okuyamazsın. Ya da plakayı çamur yapayım, OGS'den de yırtarım güzel olur...