Pazar, Mart 20

Edinburgh'ta bir Book Launch: Angry Nation


Yukarıda kapağı mevcut kitabı tanıtmaya Kerem Öktem taa Oxford'dan kalkmış gelmiş . Arkadaşı olan başka bir akademisyenle soru-cevap şeklinde kitabı üzerine Edinburgh'da bir söyleşi yapıldı.

"Kitabı neden yazdın?", "başlık ve kapağı neden öyle seçtin?" gibi klasik sorulara cevaplar verdi. Kitabı derinlemesine anlattı. Ben başlığa uyuz olmuştum. Açıkcası, biraz provakatif buldum. Kime neye göre Angry? Böyle bir başlık atmanın ne manası var, anlamadım. Sanırım oryantalistlerin ve Türkiye/Türk/Müslüman karşıtlarının hoşuna gidip kütüphanelerinde bulundurmak isteyebilecekleri bir kitap olmuş bu güzel başlıkla. Yanlış anlaşılmasın, Türkiye hakkındaki bir kitabın The Beautiful Nation, The Hospitable Nation veya The Fucking Troublesome Nation ismiyle satış kaygısı veya pozitif/negatif yargıyı tetikleyip kendini sattıracak her türlü kitabı samimiyetsiz bulurum.

İçeriğe gelince bunun biraz tahminime yatkın olduğunu anlayabiliyorum. Yayıncısının sitesindeki tanıtımda, "1989'dan sonra AB için Türkiye'nin önemi ve demokratikleşme çabaları" deniyor. Devamında verilen abstract kitap başlığını hiç yansıtmıyor. Dün anlattığı kitap içeriği de hiç birini yansıtmıyordu! 1980 sonrası Türkiye'deki siyasi hareketler, ülkenin ekonomik, siyasi çalkantıları ve çırpınışları, zaman zaman atılımları üzerine tarihsel bir kitapmış meğersem. Başlık üzerine konuşma sonrasında sormam ve yukarıdaki denden içindeki özetin kitabın gerçek içeriği olup olmadığına yönelik sorum üzerine "hayır, 1980 sonrası ..." şeklinde yukarıdaki içeriği söylediği. Fakat asıl tanıtımda anladık ki bu kitap aslında yayınevinin Middle East serisi kapsamında yazılmış ve başlık-altbaşlık-abstract-içerik uyumsuzluğu buradan doğmuş.

Sorular-yorumlar kısmında salondaki bi tipin sanki Kerem Öktem başbakan danışmanıymış gibi Tayyip üzerine soruları oldu. Mavi Marmara'yı ortadoğuda prim arttırmak için Erdoğan'ın İsrail karasularına sürdüğünü iddia eden bu gerizekalıya aslında bunun hükümetten bağımsız bir Milli Görüş inisiyatfi olduğu, ama sonrasında dökülen kandan ötürü hükümetin olayı sahiplendiğini anlattı. Türkiyeli Kürt bir arkadaş Kürt sorunu ve Kürtlerin geleceği üzerine soruya, bizim tahminciliğimiz zayıftır şeklinde cevap verdi. Ama eleman, "hiç doğuya gittin mi, Hakkari'ye gittin mi?" şeklinde garip sorular sorarak devam etti, derken konuşmayı sonlandırdık. Anlaşılması zor değil tabi, "gitmediysen ne bilecen lan" tarzında bi yorumdu. Bunun gibi başka saçma sapır sorulara makul cevaplar verdiğini gördükçe kitabın zarf-mazruf çelişkisinden dolayı yazara duyduğum önyargı gitti. Kapağı ve kapak resmini öneren adama bi daha güvenmezdim ben olsam.


Hiç yorum yok: